Sayin Gurdjieff: ‘Temiz Bir Kağıt Yaprak’
‘Bilinç’ konusunu ele alan bir önceki yazımızın devamı olarak , ‘fil ve kör adamlar’ alegorisinin yankısı olacak başka bir yazı ile devam ediyoruz. Söz konusu yazı George Ivanovitch Gurdjieff’in şaheseri olan ‘Beelzebub’un Torununa Anlattığı Hikayeler’den (‘Beelzebub’s Tales to his Grandson’, ‘Yazardan’, sayfa 1208-1210) bir alıntı olup, temel bir yazı niteliğindedir.
*
Çeviri: Nalan Özkan Lecerf
‘… İnsanoğlu dünyaya geldiğinde, temiz bir kağıt yaprak gibidir. Anında çevresindekiler birbiriyle rekabet ederek onu eğitim, ahlak anlayışı, bilgi dediğimiz malumat ile doldurmaya, görev, şeref, bilinç vb. duygularla kirletmeye başlar.
Her biri bu yöntemlerin değişmezliğini ve yanılmazlığını iddia eder, onları dallar gibi insanoğlunun kişiliği denilen ana gövdeye aşılar.
Bu yaprak azar azar kirlenmeye başlar ve kirlendikçe, başka bir deyişle başkaları tarafından kafası şişilirilerek geçici bilgi, görev, şeref gibi fikirlerle dolduruldukça, etrafındakiler tarafından bir o kadar ‘zeki’ ve daha değerli olarak algılanır.
Ve insanların bu ‘kir’i bir erdem olarak algıladığını gören insanoğlu, kaçınılmaz olarak kirlenmiş olan bu kağıdı aynı ışıkta görmeye başlar.
Böylelikle insan olarak adlandırılan bir model ortaya çıkar, çoğunlukla ona ‘yetenek’ ve ‘deha’ gibi kelimeler eklenir.
Sabah kalktıklarında terliklerini yatağının yanında bulamadıkları vakit bu ‘yetenekli kimseler’in ruh halleri tüm gün boyunca bozuktur.
Sıradan olan insanoğlu tezahürlerinde, hayatında, ruh hallerinde özgür değildir.
Arzuladığı şey olamaz; ve o kendisi hakkında düşündüğü şey değildir.
İnsanoğlu – kulağa ne kadar muazzam geliyor! ‘İnsanoğlu’ kelimesinin tam anlamı ‘Yaradılışın zirvesi’dir; ancak … bu titre çağdaş insanoğluna nasıl uyar?
Aynı zamanda insanoğlu gerçekten de Yaradılışın zirvesi olmalıdır, mademki kendi verisi tüm evrende VAROLAN HERŞEYİN GERÇEKLEŞTİRİCİSİ’nin verisine eşdeğer yaratıldı ve söz konusu veriye ulaşabilmek için ona her tür imkan tanındı.
‘İnsanoğlu’ adını taşıma hakkına sahip olabilmek için, insanoğlu insanoğlu olmalıdır.
İnsanoğlu olabilmek için ise herşeyden önce yorulmayan bir sabır, tüm varlığını oluşturan ayrı bağımsız parçalardan (aynı anda düşünceden, duygudan ve bedensel içgüdüden) gelen ve sönmeyen bir arzu ile kendisine ilişkin çok yönlü bilgi üzerinde çalışmalı, aynı zamanda durmaksızın öznel zayıflıkları ile mücadele etmelidir. Sonrasında ise sadece kendi bilinci ile kendi öznelliğine yerleşmiş kusurlara ve onlarla mücadele etme yöntemlerine yönelik elde ettiği sonuçlardan yola çıkarak, merhametli davranmaksızın, kusurları yok etmek için gayret etmelidir.
Taraf tutmadan, açıkca diyebiliriz ki, bildiğimiz çağdaş insanoğlu çok karmaşık bir yapıya sahip olan bir saat mekanizmasından başka birşey değildir.
İnsanoğlu taraf tutmadan mekanikliğinin her yönünü mutlaka derin bir şekilde düşünmeli ve onu kavramalıdır. Böylece söz konusu mekanikliğin ve onun içerdiği neticelerin ve sonuçların önemini, hem bundan sonraki hayatı, hem de varoluşun anlamı ve hedefi için tam anlamıyla takdir edebilir.
İnsanoğluna ait mekanikliği genel olarak incelemeyi ve kavramayı arzu eden kimse için en iyi obje kendisi ve kendisine ait mekanikliktir. Bunu pratikte hayata geçirmek ve mantıklı bir şekilde kavramak, başka bir deyişle ‘psikopatik’ (sadece tüm varlığın bir parçası ile) bir yaklaşımdan ziyade tüm varlığıyla algılamak, ancak doğru yapılan bir öz-gözlemin sonucu olabilir.
Söz konusu öz-gözlemin doğru yapılabilmesi, bu girişime doğru bilgiye sahip olmadan kalkışan insanlarda çoğu kez gözlemlenen zararlı sonuçların bertaraf edilmesi için, aşırı hevesten kaçınmak adına bir uyarı yapılmalıdır. Engin bilgiye dayanan tecrübemize istinaden bu ilk bakışta gözüktüğü kadar kolay değildir. Bu yüzden çağdaş insanoğlunun mekanikliğini inceleyerek, doğru yapılan bir öz-gözlemin önce temelini atıyoruz.’
***

Bir yanıt yazın