Skip to main content

‘Ashieta Shiemash’, veya Bilinçli Görev’

Artwork by Nalan Özkan Lecerf

*

Çeviri: Nalan Özkan Lecerf

*

“Alfred Orage’ın Gurdjieff’in ‘Beelzebub’un Torununa Anlattığı Hikayeler’ (Beelzebub’s Tales to his Grandson) üzerine yorumları” kitabından alıntılar – 1.Bölüm

**

‘Nesnel bilince doğrudan hitap edilip edilemeyeceğine ilişkin bir soru için Orage dedi ki: ‘Doğrudan hitap edilemez. Ashieta Shiemash (‘Hikayelerde’ yer alan başka bir karakter) dolaylı yoldan hitap etmiştir. Gurdjieff’in dediği gibi iyi bir amaç için duyulan merak, öz-gözlem için saf bir dürtüdür, çünkü onu çarpıtmaz. Bu bağlamda eşeklerini bulmak üzere yola çıkan ve bir krallığı elde eden Saul gibiyiz. Yöntem (editörün notu: şimdi ‘Görev’, hatta bazıları tarafından günümüzde ‘Yaşayan Görev’ olarak adlandırılan şey için kullanılan eski bir isim), birinin anormalliğini keşfetmek ve realize etmek üzere bir vesile sunar. Bu, asıl utanç (Asıl utanç bir organın değil, anormalliğe korku ile bakan organizmanın utancıdır. Sadece normal bir organizma bunu hisseder.) olan değişim arzusunu uyandırır. Bu Kutsal Aieoiuoa ile bağlantılıdır – altta olan titreşimlerin daha yüksekte olanların deneyimini paylaşma özlemi. Üstün bir varlığın huzurunda hissettiğimiz budur – üstün sosyal bir öğe değildir; o gibi olma arzusu, kahramanın ilahlaştırılması, kahramanın nesnel olarak üstün olmasıdır.’

‘İnsanlara verdiğimiz mekanik tepkimiz köleliğimizin işaretlerinden biridir. Kontrolünüzde olan psikolojik egzersizlerden bir tanesi sürekli olarak olumsuz duyguların farkında olma çabasıdır. Geçmiş aylarda birçoğunuz olumsuz duygu hissettiğiniz yoğun bir dönemden geçtiniz; aynı zamanda elinizde adeta bir panzehir vardı. Ancak mekanik olarak acı çekmeye o kadar aşığız, o kadar tembel, o kadar uyuşuğuz ki, mekanik, pasif bir şekilde acı çekmeyi, gönüllü olarak azıcık acı çekmek üzere yapacağımız uygulama için göstereceğimiz çabaya yeğleriz.

Bilinçli görev olarak Ashieta Shiemash’ı örnek alabiliriz. Merakla kafa yormaya başladı. Tüm mevcut öğretileri ölçüp biçti, sonunda bir analiz geliştirdi ve yeni bir teknik belirledi. Kendisi keşfetmişti. Kendi çabaları ile hayatının amacını buldu; ve onu hayata geçirmek için en verimli araçları belirlemek için çalıştı. Bu bilinçli görevdi.

Gurdjieff sistemi her bir birey için bir hedef belirler, o da kendini bilmenin ve nesnel mantığın ölçülmesinin elde edilmesidir. Buradaki düşünce, eninde sonunda her bir eylemi maksatlı bir davranışla ilişkilendirebilmek, ancak bu mekanik olan bir hayata anlam verebilir. Gerçek gurur ‘Ben’in çalışması ile başlar. Bu, çaba gösterdiği için ‘tatmin-olmuş-parçadır’.

Ashieta Shiemash, Dünya gezegenin varlıklarını daha fazla dejenere olmaktan kurtarmak üzere yöntem oluşturma yetkinliğini sorgulamaya başladı. Kendi üzerinde çok çalıştıktan, çok kafa yorduktan ve dış etkenlere öznel bir şekilde maruz kaldığının farkına vardıktan sonra eğitimin oluşturduğu tabakaların arasından bakabildi, nesnellik ve tarafsızlık haline eriştikten sonra misyonunu formülize etmeye başladı. Özellikle yetiştirilmiş kişilerden (inisiye) oluşan silsileye bir doküman bıraktı, bunlardan bazıları bugün Orta Asya’da varlıklarını sürdürmektedir.

Beelzebub’un hikayelerinde herşeyin üç anlamı ve yedi bakış açısı olduğunu hatırlayın.

Ashiata Shiemash, ‘Durumun Terörü’nü yazdı. Bu noktada Orage, keşke Gurdjieff’in, içinde fikirlerin entelektüel olarak gerçekleştiği için, bu bölümün okunmasına eşlik etmek üzere bestelediği müziği de New York’a getirseydik dedi.’

Devam etti: ‘Ashieta Shiemash bir dua ile başladı ve kendini, bir duruşun fiziksel tutumu kadar kusursuz, belirli duygusal bir duruma soktu. Bilinçli bir şekilde duygularını düzenledi – kendini ‘Ben-im’ haline soktu. ‘Ben’ her zamandır. ‘Ben Babayım, Oğulum, Dünüm, Yarınım.’

‘Ben’ bizimle periyodik olarak tezahür eder; başlangıçta kazara.

Ashiata Shiemash kendini tüm çağrışımlardan kurtarıp, tarafsız olabildi. İman, Umut ve Sevgi üzerine kurulu olan dinlerin sonuçlarını araştırdı. Varlıkların artık onlar tarafından etkilenme olasılığının olmadığını, onların sıradan mantığına hitap etmenin mümkün olmadığını gördü. Delilere akıl sağlığı hakkında vaaz vermek gereksizdir. O hem tüm duygularımızı hem de tüm fikirlerimizi sorguladı ve orada hala birşeyin durduğunun sonucuna vardı; özde gömülü, edinilmeyen ancak bize ait olan ve yozlaşmayan birşey – Nesnel Bilinç.

Manastırlardan 36 varlık seçti, bugünkü sosyolojik akımlara, kendi organizmaların ve etraftaki dış dünyanın eğilimlerine karşı düşünebilen bağımsız bireysel düşünürler (her bir bağımsız düşünür bir ‘manastır’da yaşar). Ashiata Shiemash bu 36 kişiye Yöntem’i öğretti. Böylece kitaplardan değil, kendi deneyimlerinden hareket edebiliyorlar, birçok kişiye de aynısını yapabilmeleri için yardım sunabiliyorlardı.

Uzun bir süre için organizasyonu gelişti, fikirleri yetiştirilmiş kişiler (inisiye) tarafından devredildi. Sonunda Lentrohamsanin tarafından yıkıldı. Bu arada bu isim günümüzde çok iyi bilinen birkaç isimden yola çıkılarak uyduruldu. Her birimizin içinde bir Lentrohamsanin var. Daha önce belirttiğim gibi, bu çalışmada da bir zaman gelecektir ki Gurdjieff sisteminin bilgisine sahip, ancak gerekli olan anlayıştan yoksun olan bazı insanlar bu fikirleri kendi bireysel amaçları için kullanacaklar, onları çarptırıp değiştirecekler, kendilerini ‘Yol’da olduklarına dair kandıracaklardır. Ancak her zaman Yöntem’i ve sistemi gerçekten anlayıp, Gurdjieff’in öğrettiği gibi muhafaza eden bir grup insan kalacaktır.

Bizim zamanımızda İman, Umut ve Sevgi’nin her bir kullanımında aşırı bir duygusallığa var ve belirli bir tepki uyandırıyor; entellektüel olarak onlara karşı tetikteyiz. Ancak bizler onların dönemindeki Babilliler gibi eşit derecede medeni olup, aynı derecede yozlaşmışız, entellektüel bir kanıt talep ediyoruz.

Sahip olduğumuz sıradan mantığa hitap etmek konusunda Hindular tarafından dünyanın en büyük dialektik, ince akılcı ve mantıklı kişi olarak kabul edilen Buddha’yı örnek alabiliriz. Müritlerin ikinci ve üçüncü jenerasyonu tarafından o kadar yanlış anlaşıldı ki, onlar bile kendisini yanlış yorumlamaya başladılar.

Ashiata Shiemash, ondan önce var olan ve İman, Umut ve Sevgi’ye başvuran öğretmenlerin başarısız olduğunu, aynı şekilde kendisinden sonra gelecek olanların da aynı olguya başvurduklarında başarısız olacağını fark etti; ve henüz akla uygun hale getirmediğimiz ve, çaresiz koşullar olmadıkça, az kişinin deneyimlemiş olduğu birşeye başvurulmasını önerdi.

Bir köpek neden her zaman köpektir? Neden köpek gibi davranır? Neden bizim mantıklı diyebileceğimiz bir şekilde davranmaz? Davrandığı şekilde davranıyor, çünkü olması gerektiği şey olmak zorunda, çıktı ne olursa olsun. Ölçekte yükseldiği veya başarısız olduğu, çoğaldığı veya tükendiği önemsizdir. Masumdur, esaslıdır.

Mineral, bitki ve hayvanlar kendi türlerinin yasasına itaat ediyorlar. ‘Bilgeliğinde Tanrı’nın yükümlü kıldığı boyunduruk altında hepsi boyun eğiyorlar’ (Attar). Onlarda bizim kelimeden anladığımız kötülük yok, psikolojik çabaya gerek yoktur; türleri sabitleşmiştir. İnsanoğlu da haricen sabitleşmiştir, ancak psikolojik olarak içinde her bir türe sahiptir. Duruma göre bir fare, köpek, bir aslan olabilir; kendinizi ve arkadaşlarınızı gözlemleyin. İnsanoğlu oktavdaki ’Si’ notasıdır. Bu nota kararsızdır, bir sorumluluk halidir, insanoğlunun ölçeği çıkabilecek veya inebilecek bir oktavdır. Bir sonraki, daha yüksek olan oktava yükselmesini sağlayacak çabalar gösterilebilecek mi? Bu ‘Durumun Terörü’dür, çaba gösterilmezse insanoğlu inişe geçip yozlaşabilir, karıncalar veya arılar gibi.

Ashiata Shiemash, Tanrı fikrini tanıtıyor – insanoğlunun potansiyellerini daha yüksek bir boyutta geliştirmesi gerektiğini gösteren etkileyici bir faktör. İnsanoğlunun altında yer alan türlerin buna ihtiyacı yok. İnsanoğlu oktavtaki bu kritik noktayı işgal eden ilk biyolojik türdür ve kozmik görevi Yaratıcı’nın Evren için öngördüğü plan kapsamında işbirliği yapmaktır: aynı Evren’in gelişimi.

Ashiata Shiemash bir yöntem öğretti, sayesinde insanoğlunun şimdi olduğu gibi sadece maddeleri dönüştüren bir makine yerine normal bir insan, bir Oğul, olabileceği Yöntem’i. Planın bir parçası belli bir noktada kendini bilen, bu zorunlu planı taşıyarak işbirliği yapabilecek, sadece hizmetçilerin değil, temsilcilerin ortaya çıkmasını gerektirdi. Ashiata Shiemash insanoğluna bilinci getirmeyi ve üzerine inşa etmeyi önerdi.

İnsanoğlunun teşhisi ve psişik koşulu, ırk olarak farklı derecelerde bölünmüş kişiliğinden acı çekmesidir. Örneğin sarhoş olan, bir esrarın veya aşk, nefret gibi güçlü bir duygunun etkisinde olan bir insana normal koşulunu hatırlatmak imkansızdır. Tüm gerçek öğretmenlerin hedefi ve gayesi, insanoğluna normal halini hatırlatmalarıdır – ortalama bir insanda zaman zaman en azından anlık bir uyanmanın gerçekleştiği bir hal, gerçek bilinç halinin kısmen tadına varıldığı bir an. Bir hikaye var, rahimde olup şarkı söyleyen Hindu çocuğun hikayesi: ’Bırak, kim olduğumu hatırlayayım’. Ve doğumdan sonraki ilk haykırışı şöyleydi: ’Oh, unuttum!’. Bu fikir, Hristiyanlık dininin takipçilerine daha eski olan Gnostik ‘Zafer cübbesinin İlahisi’ni (veya İnci’nin İlahisi) baz alan Müsrif Oğlun hikayesinden dolayı tanıdık gelir. Tüm diğer hikayelerde olduğu gibi söz konusu hikayeyi de ‘İncilin Zamanında’ gerçekleşmiş gibi algılıyor, kendimize uygulamıyor veya onu öznel ahlakın ışığında görüyoruz.

Ashiata Shiemash öğrencilerine, Müsrif Oğlu’nun uzak ülkesinde, yani fiziksel bedende, yaşadıkları gerçeğe ‘uyanabilecekleri’ bir yöntem öğretti; sayesinde zaman içinde onun sayısız istekleri ve arzuları ile kendilerini bir tutmaktan vazgeçip, kendi gerçek özlerine dönebilecekleri bir yöntem. Yöntem bizim öz-algılama, öz-hatırlama diye adlandırdığımız teknikti; ‘Being-Partkdolg-duty’dir; o kadar kolay, aynı zamanda da o kadar zor olan bir yöntem. Neden? Çünkü o içimizdeki şeylerle beraber yaşamın bütünü bize unutturmak, bizi uyku halinde tutmak isteyen bir komplo içerisinde. Aynı zamanda Yöntem’i sözlü bir açıklamadan hareketle kullanmaya kalkışmak bile, herhangi bir yazıdan hareket etmek şöyle dursun, tehlikelidir bir kişi için; yine de onu her büyük öğretide bulacaksınız.

Tapınak Şövalyeleri’ni kuran ilk orijinal grubu veya Şövalyelik Cemiyeti’ni, büyük soyluların mutfakta çalışmayı bir ayrıcalık olarak gördüğü zamanı; veya basit aletleri ve enstrümanları olan, bilinmeyen bir grup adamın İngiltere’nin uzak bir bölgesindeki bataklıkta bir adanın üzerine mucize olarak görülen Ely katedralini inşa ettiği zamanı hatırlarsak, o zaman Ashiata Shiemash’in grubu ile karşılaştırılabilecek birşeyimiz vardır.

Bu grupların kurucuları yüksek bir derecede gerçek iradeye, gerçek bilince, gerçek özgünlüğe sahipti – oktavın yasasının ölçeğindeki inişe karşı gelen enneagramdaki üçgen.

C.H.Hinton’un ‘Bilimsel Öyküler’indeki bir karakter Greenwich Village, New York’ta bir caddede aşağıya doğru yürüdüğünden ve bir kapının üzerinde bir levha gördüğünden bahseder: ‘John Smith, Öğrendiğini Unutturan’. Smith’in mesleği insanlara eğitimlerle biriktirdikleri çöpü unutturmaya yardımcı olmaktı. Öğrendiklerimizi unutmalıyız, tekrar eğitilmeliyiz.

Ashiata Shiemash, yaratıldığı görevi yerine getirmesi için insanoğlunun bir sorumluluk duygusu olması gerektiğini ve ancak bu sorumluluğu yerine getirebilecek dereceye kadar gelişeceğini öğretti. Bunu yaparak ‘iyi bir hayat’ için gerekli gördüğü herşeyden vazgeçmek durumunda olurdu – bakış açısı, harici güç, bilgi, öz-sevgi, yanlış gurur, egoizm. Bunlar, para ve seks sevgisinin yanı sıra, bedenin gerçek şehvetidir.

***

Notes taken by Charles Stanley Nott. From chapter 3 of his book, ‘Teaching of Gurdjieff ’ by C.S. Nott, Routledge&Kegan Paul-1961, London.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site reCAPTCHA ve Google tarafından korunmaktadır Gizlilik Politikası ve Kullanım Şartları uygula.

ReCAPTCHA doğrulama süresi sona erdi. Lütfen sayfayı yeniden yükleyin.

TÜM HAKLAR SAKLIDIR VIA HYGEIA 2022