Skip to main content

Sayın Gurdjieff: Sanat Üzerine

Vignette of the Publisher Pierre Genillard,

Lauzanne_Switzerland.

*

Çeviri: Nalan Özkan Lecerf

“Sizin sanat dediğiniz her şeye ben sanat demem. Sanat olarak gördüğünüz basitçe mekanik bir reprodüksiyon, doğanın veya başka insanların taklidi veya sadece fantezi ya da orijinal olma girişimidir. Gerçek sanat bambaşka bir şeydir. Sanat eserlerinin, özellikle kadim olanların arasında açıklayamadığın ve çağdaş sanat çalışmalarında hissetmediğin bir çok şey ile karşılaşırsın. Ancak bu farkın nereden geldiğini anlayamadığın için onu hızlıca unutup, her şeyi bir nevi sanat olarak algılarsın. Yine de senin sanat olarak gördüğün şeyle benim sanattan kastettiğim şeyin arasında dağlar kadar fark vardır. Senin sanatında her şey özneldir – sanatçının şu veya bu duyumun algısı; duyumlarını ifade etmeye çalıştığı şekillerle farklı insanların bu şekilleri algılaması. Aynı fenomende bir sanatçının hissettiğini bir başka sanatçı bambaşka hissedebilir. Aynı günbatımı bir sanatçıda keyif uyandırırken bir diğerinde üzüntü yaratabilir. İki sanatçı öğrendiklerini baz alarak veya onlara karşı koyarak aynı algıları tamamen farklı yöntemlerle, farklı şekillerle veya tamamen farklı algıları aynı şekillerle ifade etmeye çalışabilir. İzleyici, dinleyici veya okuyucular sanatçının aktarmayı umut ettiği veya hissettiği şeyi değil, duyumlarını ifade etmek için başvurduğu şekillerin onlarda çağrışımlarla hissettirdiği şeyleri algılayacaktır. Her şey öznel ve tesadüfi olup, kaza sonucu oluşan çağrışımlara dayanmaktadır – sanatçının izlenimi ve yaratılışı, izleyici, dinleyici veya okuyucunun algıları.

Gerçek sanatta hiçbir şey tesadüf değildir. Matematiktir. İçinde bulunan her şey hesaplanabilir, her şey önceden bilinebilir. Sanatçı aktarmak istediği şeyi bilir ve anlar, eseri biri üzerinde bir etki yaratırken başka birisi üzerinde bambaşka bir izlenim yaratamaz. Tabii ki burada insanların aynı seviyede olduğundan hareket ediyoruz. Eser her zaman matematiksel bir kesinlikle aynı izlenimi yaratacaktır.

Göbeklitepe.

Aynı zamanda aynı sanat eseri farklı seviyelere sahip olan insanlarda farklı izlenimler yaratacaktır. Alt seviyelerde olan insanlar eserden hiçbir zaman üst seviyelerde olan insanların aldığını alamayacaktır. Bu gerçek, nesnel sanattır. Astronomi veya kimya kitabı gibi bilimsel bir çalışmayı hayal edin. Bu çalışmanın farklı kişiler tarafından bambaşka bir şekilde anlaşılması mümkün değil. Yeterince hazırlanmış ve kitabı okuyabilen herkes yazarın ne demek istediğini kusursuz bir şekilde anlayacaktır. Nesnel bir sanat eseri bu kitap gibi olup, insanın entelektüel tarafını değil duygusal tarafını etkiler.”

“Bu tarz nesnel bir sanat günümüzde mevcut mu?“ diye sordum.

“Elbette var” dedi G. “Mısır’daki muazzam Sfenks böyle bir sanattır, aynı zamanda tarihsel olarak bilinen mimari yapılar, belli başlı tanrı heykelleri ve bunun yanı sıra birçok şey. Yeterince gelişmiş oldukları şartıyla zihin ile değil duygularla kitap gibi okunabilen, tanrıları ve çeşitli mitolojik varlıkları temsil eden heykeller var. Orta Asya’daki seyahat rotamızda önce kadim bir tanrı veya şeytan olarak düşündüğümüz tuhaf bir heykel bulduk çölde, Hindu Kush dağının eteğinde. Önce bu heykel tuhaf bir şey olduğu izlenimini yarattı bizde. Ancak bir süre sonra bu heykelin bir çok şeyi, kocaman, eksiksiz ve karmaşık bir kozmoloji sistemi içerdiğini hissetmeye başladık. Ve yavaş yavaş, adım adım bu sistemi çözmeye başladık. Bu sistem heykelin bedeninde, bacaklarında, kollarında, başında, gözlerinde, kulaklarında, her yerindeydi. Tüm heykelde tesadüfi, anlamsız hiçbir şey yoktu. Yavaş yavaş bu heykeli yapan kişilerin amacını anlamaya başladık – onların düşüncelerini, hislerini. Bazılarımız onların yüzlerini gördüğünü, seslerini duyduğunu düşündü. Her halükarda binlerce yıl önce bizlere aktarmak istedikleri şeyin sadece anlamını değil, aynı zamanda ilgili tüm his ve duygularını da kavrayabildik. Bu, gerçekten sanattı.“

‘The Black Gobi’, painting by Nicolas Roerich. 1928.

***

Kaynak: ‘Fragments of an unknown teaching’, Piotr Demianovich Uspenskii. Chapter 1_Page 26-27 of the Harcourt softcover 2001 edition.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site reCAPTCHA ve Google tarafından korunmaktadır Gizlilik Politikası ve Kullanım Şartları uygula.

ReCAPTCHA doğrulama süresi sona erdi. Lütfen sayfayı yeniden yükleyin.

TÜM HAKLAR SAKLIDIR VIA HYGEIA 2022