Pyotr Demianovich Ouspenskii – Bir Doğu Masalı
Painting for Mister Gurdjieff’s ballet ‘ The Struggle of the Magicians’. Painting by Alexandre de Salzmann from Dushka Howarth’s book: ‘It’s Up to Ourselves’.
*
Kaynak:‘Fragments from an Unknown Teaching’, 11.Bölüm. Bu kitap, 1949 yılında Rus filozof P.D.Ouspensky tarafından kaleme alınmış olup, G.I.Gurdjieff ile gerçekleştirdiği buluşmalarını aktarıyor.
Çeviri: Nalan Özkan Lecerf
‘Bir Doğu Masalı var, çok sayıda koyunu olan, çok zengin ancak aynı zamanda çok da cimri olan bir büyücüden bahseder. Ne çobanları işe almak, ne de koyunlarının otladığı çayıra bir çit dikmek istiyordu. Sonuç olarak koyunlar sıkça ormanda kayboldular, dağ geçitlerine düştüler ve büyücünün onların etini ve derisini istediğini bildiklerinden ve bundan hoşlanmadıklarından kaçtılar.
Sonunda büyücü bir çare buldu. Koyunlarını hipnotize etti ve herşeyden önce ölümsüz olduklarına, derileri soyulduğunda onlara zarar verilmediğine, tam tersine bunun onlar için çok iyi, hatta keyif verici olduğuna dair telkinlerde bulundu; devamında büyücü iyi bir üstad olduğunu telkin etti, herşeyi yapabilecek kadar çok sevdiğini sürüsünü; sonrasında ise eğer onların başına birşey gelecekse de bunun o anda, o gün gerçekleşmeyeceğine, dolayısıyla bunun için kafa yormamaları gerektiğine dair telkinde bulundu. Bunun dışında büyücü koyunlarına hiç de koyun olmadıklarını telkin etti; bazılarına aslan, bazılarına kartal, başkalarına insan, diğerlerine ise büyücü olduklarına dair telkinde bulundu. Nihayet koyunlarla ilgili kaygıları ve endişeleri sonlandı. Artık kaçmıyorlardı, büyücü etlerini ve derilerini istediği zamanı sessizce bekliyorlardı.
Bu masal insanın durumunu ortaya koyan çok iyi bir örneklemedir. İlk başta insanın içinde bulunduğu uykunun normal bir uyku değil de, hipnotik bir uykunun olduğunun farkına varılmalı. İnsan hipnotize edilmiş ve bu hipnotik durum onun içinde sürekli olarak muhafaza edilmekte, güçlendirilmektedir. İnsanı hipnotik bir durumda tutarak, gerçeği görmesini ve konumunu anlamasını engelleyerek fayda sağlayan güçlerinin var olduğunu düşünebiliriz.
Sözde ‘okült’ literatürde büyük bir ihtimal ile ‘Kundalini’, ‘Kundalininin ateşi’ veya ‘Kundalininin yılanı’ ifadesi ile karşılaşmışsındır. Çoğunlukla bu ifade insanda var olan ve uyandırılabilen garip bir gücü adlandırmak için kullanılır. Ancak bilinen hiçbir teori Kundalini’nin gücünün doğru açıklamasını vermez. Bazen seks, seks enerjisi ile bağlantılıdır, seks enerjisini başka amaçlar için kullanma olasılığının fikrini beraberinde getirir. İkincisi tamamen yanlıştır, çünkü Kundalini herhangi birşey olabilir. Herşeyden önce Kundalini insanın gelişimi için arzu edilen ve ihtiyaç duyulan birşey değildir. İlginçtir ki okültistler kelimeyi bir yerden aldı, ancak anlamını tamamen değiştirerek çok tehlikeli ve korkunç birşeyden umud edilen ve bir nevi nimet gibi beklenen birşey haline getirdiler.
Gerçekte Kundalini gerçek bir fonksiyonun yerine geçen imgelemenin, fantezinin gücüdür. Bir insan eylemde bulunmaktan ziyade hayal kuruyorsa, rüyaları gerçeğin yerini alırsa, bir insan kendini kartal, aslan veya bir büyücü olarak imgeliyorsa, bu içinde hareket eden Kundalini’nin gücüdür. Kundalini tüm merkezlerde harekete geçebilir, onun yardımı ile tüm merkezler gerçek yerine imgesel olanla tatmin olabilir. Kendini aslan veya büyücü gibi gören koyun, Kundalini’nin gücü altında yaşıyordur.
Kundalini insanları mevcut duruma sokmak için kullanılan güçtür. İnsanlar asıl konumlarını gerçekten görebilseydi ve bunun dehşetini anlayabilseydi, bulundukları noktada bir saniye bile duramazlardı. Çıkış yolu aramaya başlarlardı ve onu hızlıca bulurlardı, çünkü bir çıkış yolu var; ancak insanlar onu, sırf hipnotize olduklarından, görmeyi başaramıyorlar. Kundalini onları hipnotik bir durumda tutan güçtür. İnsan için ‘uyanmak’, ‘hiponotizden çıkmak’ demektir. En büyük zorluk buradadır, aynı zamanda olasılığının garantisi, çünkü uyku için bedensel bir neden yoktur ve insan uyanabilir.
Teorik olarak yapabilir, ancak pratikta bu neredeyse imkansızdır, çünkü insan bir an için uyandığında ve gözlerini açtığında, onun uyumasına neden olan tüm güçler on misli bir enerji ile harekete geçer ve o anında yine uykuya dalar, çok sık uyanık olduğunu veya uyandığını rüyasında görerek.
Sıradan uykuda insanın uyanmak istediği ancak uyanamadığı belli durumlar vardır. Kendine uyanık olduğunu söyler, ancak gerçekte, uyumaya devam eder — sonunda uyanana kadar bu birçok kez gerçekleşebilir. Ancak sıradan uykuda, bir kez uyandığında, farklı bir durumdadır; hipnotik uykuda durum farklıdır; burada nesnel özellikler yoktur, en azından uyanmanın başlangıcında; uykuda olmadığını kanıtlayabilmek için insan kendini çimdikleyemez. Eğer insan, Tanrı’nın yasakladığı nesnel özellikler hakkında herhangi birşey duyduysa, Kundalini hepsini anında hayale ve rüyalara dönüştürür.
Ancak uyanmanın zorluğunu tam anlamıyla fark eden bir insan, uyanmak için gerekli olan uzun ve zorlayıcı çalışmanın gerekliliğini anlayabilir.’

***

Bir yanıt yazın