Skip to main content

Kitap: “Gelmekte Olan İyiliğin Habercisi” – Çağdaş İnsan Üç Bağımsız ‘Varlığa’ Ayrılmıştır

Eye of the Dragon

*

Çeviri: Nalan Özkan Lecerf

‘Çağdaş insanın ruhu üçe, deyim yerindeyse birbirinden tamamen bağımsız “varlıklara,” ayrılmıştır. Söz konusu varlıkların birbirleriyle hiçbir ilişkisi olmayıp, hem işlev hem de tezahürleri bakımından ayrıdırlar. Ancak tarihi verilere bakıldığında insanların çoğunluğunda bu üç kaynağın bir zamanlar, Babil uygarlığında bile, bölünmez bir bütün oluşturup, tüm algılarının ortak bir deposu ve tezahürlerinin yayılan Merkezi olduğu görülür.

Çoğunluğa ulaşabilmeyi amaçlayan tek tip eğitiminden dolayı insanın hayatının bu üç tamamen bağımsız kaynağı veya merkezi – ilki entelektüel yaşamın kaynağı, ikincisi “duygusal” yaşamın kaynağı, üçüncüsü ise içgüdüsü veya “motor” merkezidir – normal şartlar altında müşterek dış tezahürleri üretmek üzere içeride erimeleri gerekirken, özellikle son zamanlarda, gayet bağımsız olan dışa dönük fonksiyonlara dönüştüler. Bu fonksiyonların sadece eğitim yöntemleri değil, aynı zamanda tezahürlerinin niteliği de özel ve öznel olan dış koşullara bağımlı hale geldi.

Bizzat Gurdjieff, ayrıca bu soru üzerine ciddi anlamda kafa yoran birçok kişi, tarafından yapılan ayrıntılı deneylerden elde edilen çıkarımlara göre insanın her bir gerçek bilinçli algısı ve tezahürü ancak bu az evvel bahsedilen üç kaynağın eşzamanlı ve koordineli çalışmasının bir sonucu olabilir. Bu kaynaklar onun genel benliğini oluşturur. Ayrıca her biri görevini yeterine getirmek üzere kendi payına düşen çağrışım ve deneyimleri sağlamalı.

Her bir farklı durumdaki gerekli ve normal tezahürün mükemmel başarısı sadece bu üç kaynağın aktivitesinin koordinasyonu ile mümkün.

Kısmen hazırlık yaşında (ç.n. çocukluğunda) gördüğü anormal eğitimden, kısmen çağdaş hayatın genel anlamda oluşturulmuş olan anormal koşullarının belli nedenlerinin etkilerinden dolayı, çağdaş insanın reşit yaşı boyunca psişik merkezlerinin işlevlerini yerine getirmelerinde neredeyse tamamen bir kopukluk söz konusudur. Dolayısıyla insanın entelektüel, duygusal ve içgüdüsel motor fonksiyonları birbirinin doğal tamamlayıcısı ve düzelticisi olarak hizmet etmez, ancak, tam tersine, nadiren kesişen ve bu nedenle bunu elde etmek için çok az boş zamana izin veren farklı yollar boyunca seyahat eder. Bu, çağdaş insanların günümüzde yanlış bir anlamda kullandıkları “bilinç” kelimesi ile anlaşılmalı.

İnsanın genel ruhuna ait bu üç ayrı şekillenmiş ve bağımsız olarak eğitilmiş parçanın koordineli aktiviteden yoksun olmasının bir sonucu olarak, çağdaş insanoğlu tek bir bireyde üç farklı insan temsil eder oldu. İlki diğer parçalardan tamamen izole olmuş bir şekilde düşünür, ikincisi sadece hisseder ve üçüncüsü organik fonksiyonlarının yerleşmiş veya kazara olan reflekslerine göre sadece otomatik olarak hareket eder.

Yüce Doğa’nın öngörüsüne uygun olarak bu birde üç olan ve reşit yaşında birlikte ele alınan insan, olması gerektiği gibi yegane insanı temsil etmeli: gerçek insan anlamına gelen “tırnak-işaretsiz-insan”.

Yüce Doğa tarafından kasıtlı bir şekilde bir bütün olarak şekillendirilen bu üç insan, kendi hatalarından ve yanlış eğitimlerinden dolayı karşılıklı anlayış ve yardımı alışkanlık haline getirmedikleri için belli bir sonuç üretirler. Çağdaş insanın tezahürlerinden sorumlu olduğu dönemde birbirine asla yardım etmemekle kalmaz, tam tersine, birbirinin plan ve niyetlerini otomatik olarak engellemeye mecbur bırakılır. Dahası, yoğun eylem anlarında diğerlerini ele geçirerek her biri duruma hakim gözükür, böylelikle gerçek “Ben”in sorumlulukları yanlış bir şekilde varsayılır.

İnsanın ruhunu temsil etmesi gereken asıl merkezlerin kopuk ve çelişkili eylemin gerçekleşmesinden ve aynı anda bu ayrı, birbirinden oldukça bağımsız olan parçaların zorunlu bir eğitimden geçmeleri gerektiğinin teorik olarak bile kavranamamasından ötürü, onun pratik uygulamasının cehaletini bir kenara koyarak insanın kendini bile yönetememesi kaçınılmaz bir sonuçmuş gibi görünür.

Tamamen bilincine bağlı çalışması gereken bu merkezleri kontrol edemediği, hatta bu merkezlerden hangisi hepsini yönettiğini bile bilmediğinden dolayı insan kendini yönetemez.’

***

FKaynak: Sayın Gurdjieff’in ‘Gelmekte Olan İyiliğin Habercisi’ eserinden, Paris, 1933- Sayfalar 28 – 30.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site reCAPTCHA ve Google tarafından korunmaktadır Gizlilik Politikası ve Kullanım Şartları uygula.

ReCAPTCHA doğrulama süresi sona erdi. Lütfen sayfayı yeniden yükleyin.

TÜM HAKLAR SAKLIDIR VIA HYGEIA 2022