Sayın Gurdjieff – İnsanlığın Farklı Çemberleri Hakkında
Görsel: Kenneth Walker, ‘A Study of Gurdjieff Teaching’, Jonathan Cape, 1957, sayfa 187
Çeviri: Nalan Özkan Lecerf
Ait olduğumuz insanlık, burada insanlıktan kastımız bilim ve uygarlık tarafından bilinen tarihi ve tarih öncesi insanlığın tamamı, iç içe geçmiş bir çemberler silsilesinin sadece dış çemberi olarak tezahür eder. Bu tasvirden hareketle bildiğimiz ve bilmediğimiz tüm insanlığın birkaç eşmerkezli daireden oluştuğunu hayal edebiliriz.
*
İç çembere ‘ezoterik’ denir. Bu daire bir insanın ulaşabileceği en yüksek gelişime, bireysellik dediğimiz bölünmez bir ‘ben’e, bilincin tüm mertebelerine, bilginin tümüne kavuşabilmiş, onlar üzerinde kontrolü olup özgür ve bağımsız bir iradeye sahip olan kişilerden oluşur.
Anlayışlarına aykırı eylemlerde bulunamaz, eylemlerle ifade edilmeyen bir anlayışa sahip olamazlar. Bunun yanı sıra kendi aralarında hiçbir anlaşmazlık, anlayış farklılığı da olamaz. Bu bağlamda faaliyetleri tamamen koordineli olup ortak ve aynı anlayışa dayandığı için kişiler hiçbir zorlamaya maruz kalmadan ortak bir amaca yönelirler.
*
Bir sonraki daire ortada yer alıp ‘mezoterik’ kavramı ile adlandırılır. Bu çevreye ait insanlar ezoterik çemberine üye olan kişilerin sahip olduğu tüm niteliklere sahip olup onlara nazaran tek farkları bilgi dağarcıklarının daha çok teorik nitelikte olmasıdır. Burada elbette evrensel bilgiye atıfta bulunulur. Henüz eylemlerinde ifadesini bulamamış birçok şeyi biliyor ve anlıyorlar. Teorik bilgileri eyleme dökülen bilgiden fazladır. Ancak bu kişilerin anlayışı ezoterik çemberdeki insanların anlayışı ile tıpatıp aynı olup onun kadar kesindir. Aralarında hiçbir anlaşmazlık, hiçbir yanlış anlaşılma olamaz. Kişi bir konuyu herkesin anladığı, herkes de kendisinin kavradığı şekilde anlar. Ancak daha önce de ifade edildiği gibi bu anlayış, ezoterik çember anlayışıyla karşılaştırıldığında biraz daha teoriktir.
*
İnsanlığın iç kısmının dış çemberi olduğundan en dıştaki üçüncü çember ‘egzoterik’ ile adlandırılır. Buraya ait insanlar, ezoterik ve mezoterik çemberlere ait olanların çoğuna sahiptir, ancak evrensel bilgilerinin temeli daha çok felsefeye dayanır, dolayısıyla mezoterik çemberin bilgisinden daha soyuttur. Mezoterik çemberin bir üyesi hesap yaparken egsoterik çemberin bir üyesi tefekkür eder. Anlayışları eylemlerle ifade edilemeyebilir. Ancak aralarında anlayış farklılıkları olamaz. Birinin anladığını diğerleri de anlar.
*
Ezoterizmin varlığını kabul eden kaynaklarda insanlık genellikle sadece iki daireye ayrılır ve ‘ezoterik’in karşıtı olan ‘egzoterik çember’e sıradan hayat denir. Aslında, burada da gördüğümüz gibi, ‘egzoterik çember’ bizlere çok, çok yüksek bir şeydir. Sıradan insan için bu zaten ‘ezoterizm’dir.
‘Dış çember’, ait olduğumuz ve tek bildiğimiz mekanik insanlığın çemberidir. Bu çemberin ilk işareti, ona ait olan insanlar arasında ortak bir anlayışın olmaması ve olamayacağıdır. Herkes bir konuyu kendi algısına göre, farklı şekillerde anlar. Bu çember bazen ‘dillerin karışıklığı’ çemberi olarak adlandırılır, herkesin kendi dilinde konuştuğu, kimsenin diğerini anlamadığı ve anlaşılmak için hiçbir zahmete katlanmadığı çember.
Söz konusu çemberde insanların arasında karşılıklı bir anlayışa varmak, nadir istisnai anlar veya çok önemli olmayan ve kişinin limitleriyle sınırlı olan konular dışında imkânsızdır. Buraya mensup insanlar bu genel anlayış eksikliğinin bilincine varıp, anlama ve anlaşılma arzusu edinirlerse bilinçsiz bir şekilde iç çembere doğru yönelirler, çünkü karşılıklı anlayış ancak ve ancak dış çemberde başlar. Ancak anlayış eksikliğinin bilinci insanlara genellikle tamamen farklı bir biçimde gelir.
Sonuç olarak insanların anlama imkânı, anlamanın başladığı yer olan dış çembere nüfuz etme imkânına bağlıdır.

Bir yanıt yazın