Çömlekçi
Emblem xv, ‘Atalanta Fugiens’.
*
Çeviri: Nalan Özkan Lecerf
Bu yazıda bir Winterthur çinisi ve Michael Maier’in ‘Atalanta Fugiens’ adlı eserinde yer alan XV. Amblemin arasındaki ‘benzerliği’ ele alıyoruz. Neden mi? Çünkü çömlekçi simyacının amblemidir. Açıklama XV. Amblemin tasvirinde saklıdır.
Parolası
‘Çömlekçinin kuruluk ve nemlilikten oluşan çalışmasını bırak sana öğretsin.’
Tasvir
‘Nasıl ki bu dünyasal küre toprak ve suyun karışımıyla yuvarlak bir beden oluşturduysa benzer bir şekilde çömlekçinin çalışması da aynı elementlerden, yani birbirini kıvama getirebilecek niteliğe sahip olan kuru ile nemliden oluşuyor gibi gözükmektedir. Dünya susuz olup yakınında okyanus, deniz, göl, nehir veya dağ da olmasaydı o zaman toprak kendinden bir şey üretemeyip daima bereketsiz olacaktı. Su, dünyanın oyuklarına alınmayıp üzerinde yayılsaydı kolayca tüm yüzeyini kapsar ve böylelikle onu yaşanmaz kılardı. Ancak biri dostça diğerine nüfuz ettiğinde, su toprağının kuruluğunu, toprak ise suyun nemini yumuşattığında bu karışımla her iki elementin verimlilik ve üstünlükleri çok hızlı bir şekilde ortaya çıkmaktadır.
Benzer şekilde çömlekçi kille suyu karıştırıp onu işlenebilir hale getirmektedir. Ayrıca kütleye çarkının üzerinde şekil verip onu sıcak havayla temas ettirdiğinde kütle yavaş yavaş kurumaktadır. Devamında ona ateşin şiddetini eklemekte olup su ve ateşe karşı koyabilecek aletlerinin katılaşmasını ve dayanıklı bir taşın oluşması üzerine yoğunlaşmasını amaçlamaktadır. Filozofların dediği gibi doğal çalışmada ilerlemeliyiz, bu yüzden çömlekçiyi bir örnek olarak göstermektedirler. Kuru ve nemlinin, toprak ve suyun yüksek derecede benzeşmesi söz konusudur. Ancak şüphesiz ki fırında pişirme süreçlerinde, elementlerinin birleşecek olan madde ve şekillerinde birçok farklılık vardır. Çömlekçinin aletleri yapay bir şekle sahiptir ancak felsefi tentür hem doğal hem de, maddesi diğerlerinkinden daha mükemmel olduğu için, onlardan çok daha asildir. Her biri toprağın eseridir, ancak felsefi olanda havanın göğüne yükselip ulaşamayan yoktur, diğerinde ise kaba ve tortulu toprak baskındır. Her ikisinin sonucu bir taştır – biri sıradan bir taş, diğeri ise felsefi.’

***

Bir yanıt yazın