Epidaurus: Hastanın Dini
Asklepion tıbbı hem aydınlatıcı hem de iyileştirici olan temel bir ilke içeriyordu. Bu iyileştirme ilkesinin yoksunluğu, günümüz sağlık hizmetlerinde yaşadığımız modern krizin temelinde yer almaktadır. Acı çeken insanlara gerçek şifa sağlanacaksa, bu kaybın bertaraf edilmesi gerekmektedir. Epidauros (Hygeia: Yunanistan) kutsal bir sığınaktı, tanrının ruhunun nüfuz ettiği bir yerdi. Hastalar modern anlamda “tedavi edilmiyor”, şifa dramasının baş karakterleri hekim-rahipler değildi. Aksine, hastalar tam bir kutsal ekolojinin derinini deneyimliyordu. Doktor-rahipler sürece rehberlik ediyor, ancak acı çeken insanların tanrıyla zorlukla kazandıkları buluşma yoluyla kendilerini iyileştirmelerini garanti eden sürecin doğasıydı.
Mitolog Carl Kerényi’nin açıkladığı gibi:
Kuluçka yeri, mümkün olan en doğrudan iyileştirme yöntemine hizmet ediyordu. Hastanın kendisine, unsurlarını kendi içinde taşıdığı tedaviyi gerçekleştirme fırsatı sunuluyordu. Bu amaçla, modern spa ve sağlık merkezlerinde olduğu gibi, dış dünyanın rahatsız edici ve sağlıksız unsurlarından mümkün olduğunca uzak bir ortam yaratılıyordu. Dini atmosfer aynı zamanda insanın en derinlerindeki şifa potansiyellerini gerçekleştirmesine de yardımcı oldu. Hekim, iyileşmenin bireysel gizeminin dışında tutuluyordu: Arkaik ve klasik dönemin büyük gizemlerine kıyasla hasta tanrıyı çok daha kişisel bir şekilde arıyordu. Bu nedenle Epidauros’ta hekimin kasıtlı olarak arka planda kaldığı varsayımından yola çıkmalıyız.
Epidauros’ta hem rahip-hekimler hem de arayışta olanlar Kerényi’nin deyimiyle “hastanın dinini” uyguluyorlardı. Rahip-hekim, süreci başlatan otorite figürü değil, sürecin rehberiydi. Arayışta olan ise iyileştirenle, yani tanrıyla buluşabilmesi için mitsel bilince girmesi ve onu doğrudan deneyimlemesi gerekiyordu.
Çeviri: Via Hygeia, @via_hygeia

Bir yanıt yazın