Skip to main content
Bibliyoterapi

Al Shahrastani: Yüce Hermes ve Sözleri

Çeviri: Hakan Reşit Arcasoy
Düzenleyen: Nalan Özkan Lecerf


Via-HYGEIA’nın Mavi Ev’inden bugünün paylaşımı, Al Shahrastani’nin ‘Kitab al-Milalwa al-Nihal’ (Mezhepler ve İnançlar Kitabı) adlı başyapıtından olup, kitabın 153 ila 158’inci sayfalar arasından alıntılanmıştır. Yüce Hermes ve onun ‘Cümlelerine’ ayrılmış bu kısa aktarımımız, kendisinden önce gelen İslam yazarlarının ve derleyicilerinin seçici ve uyarlayıcı etkisini apaçık bir şekilde taşımaktadır. Ayrıca metin Al Shahrastani’nin (Şehristânî) ontolojik (ç.n. varlık felsefesi veya varlıkbilim) görüş açısıyla sunulmuştur. ‘Sözler’, Corpus Hermeticum1 ve Asklepios2 ‘u oluşturan risaleler aracılığıyla anladığımız Hermetizm’e daha yakın olan hermetik bir dünya görüşünden ziyade açık bir doğal etiğe (adab, edeb) sahiptir.

Ç.n. 1: Corpus Hermeticum, eski Mısır bilgeliğiyle ilişkilendirilen ve Helenistik ile Batı ezoterik geleneklerinde saygı duyulan efsanevi bir figür olan Üç kere Yüce Hermes’e atfedilen yazıların bir koleksiyonudur.

Ç.n.. 2:  Asklepios, Yunan mitolojisinde sağlığı sembolize eden hekimlik tanrısıdır.

*

Yüce Hermes’in Sözleri

Yüce Hermes’in yaptıkları övülmüş, sözleri tasdik edilmiştir. O, büyük peygamberler arasında sayılır. İdris Peygamber olduğu söylenir. Burçlara ve gezegenlere isimlerini vermiş, onları kendi yerlerine (not: evlerine) yerleştirmiş, güçlü ve güçsüz konumlarını, Güneş’e en uzak (aphelion) ve güneşe en yakın (perihelion) olduğu noktaları, trigone, sekstil ve quadrant yönlerini veya konfigürasyonlarını, karşıtlık ve kavuşumlarını, geri (retro) veya direkt hareketlerini terminolojiye yerleştirmiş olup yıldızların denklem ve konumlarını ortaya çıkarmıştır. Ancak bu bağlantılara atfettiğimiz hükümlere gelince herkes bunları kanıtlanmış gerçek olarak kabul etmez. Hintliler ve Araplar bu hükümler için farklı yöntemler kullanırlar. Hükümlerini yıldızların doğasından değil, özelliklerinden elde etmiş, gezegenlere göre değil, sabit yıldızlara göre sınıflandırma yapmışlardır.

Agathodaimon ve Hermes’in Seth ve İdris’ten (Selam üzerlerine olsun) başkası olmadıkları söylenir. Filozoflar Agathodaimon’un şöyle dediğini aktarmışlardır: “Temel ilkeler beş tanedir: Yaratıcı, Akıl, Ruh, Mekan ve Boşluk; bunlardan sonra bileşik varlıklar gelir”. Bu Hermes tarafından aktarılmamıştır.

  1. Cümleler arasında şu da vardır: ‘Mükemmel bir doğaya ve iyi bir kökene sahip olan, bundan ötürü tatmin edici davranışları ve umut vaat eden bir kaderi olan bir insanın ilk görevi, Tanrı’yı yüceltmek ve O’nun hakkında sahip olduğu bilgi için minnettar olmaktır. O halde şeriata (namus) uymalı ve makamının bilincinde olmalı; şehzadeye (sultana) iyi tavsiyelerde bulunmalı ve ona bağlı olmalı; ruhu canlı olup ona saadet kapılarını sebatla açmalı; yakın çevresine sevgi göstermeli ve kendini onlara şevkle adamalıdır. Bu temelleri sağlam bir şekilde oturttuğunda başkalarına rahatsızlık vermekten kaçınmalı ve iyi karakteriyle nazik olmalıdır.’

“O halde, ey Sabi topluluğu, peygamberlik vasfını, Peygambere itaati (bunu ‘Yasalar’dan, namustan bahsederek ifade eder) Tanrı’nın bilgisiyle birleştirecek kadar nasıl yücelttiğini görün.”

Öte yandan, burada Ruhanilere gereken hürmetten söz etmiyor ve sanki yükümlülüklerin bir parçasıymış gibi bu hürmet hakkında daha fazla konuşmuyor.

  1. Hermes’e sormuşlar: ‘İnsanların bir insan hakkında iyi düşünmesini sağlayan şey nedir?” ve o da cevap vermiş: “Onlara doğru şekilde yaklaşmak ve iyi davranmaktır.’
  2. ‘Bir menfaat ümidiyle ya da bir yanlışı ortadan kaldırmak söz konusu olmadığında, başkalarına karşı duyulan gerçek sevgi, iyilik ve doğal mizaçla beslenir.’
  3. ‘İnsan için en iyi şey aklıdır. İyi eylem, pişman olmaya gerek duymadığınız en değerli şeydir. Çaba, hayatı çekip çeviren en iyi şeydir. Cehalet en derin karanlıktır. Açgözlülük ise en yıkıcı şeydir.’
  4. ‘Erdemin doruklarında şunlar vardır: Öfkeye karşı dürüstlük ve samimiyet, çaresizlik içinde cömertlik, güçlü bir konumda bağışlayıcılık.’
  5. ‘Ruhunun kusurlarını bilmeyen, ona saygı duymaz.’
  6. ‘Makul insan ile aptal arasındaki fark, konuşmanın birincisine hizmet etmesi, ikincisine ise zarar vermesidir.’
  7. ‘Makul bir insan üç kategorideki insanı hor görmez: Aziz, bilge ve kardeşler. Çünkü Aziz’i küçümsemek kendi varlığına zarar vermektir; bilgeyi küçümsemek kendi dinine zarar vermektir, kendi kardeşlerini küçümsemek ise kendi onuruna zarar vermektir.’
  8. ‘Ölümü küçümsemek ruhun bir erdemidir.’
  9. ‘Tam ve bütün bir insan önce bilgeliği aramalı ve onu ruhuna yerleştirmelidir ki, iyi insanları vuran üzüntülerden rahatsız olmasın. Ayrıca ödüllendirildiği için gurur duymamalı, kendini kaptırdığı şeyler için başkalarını suçlamamalı, aynı zamanda zenginlik ve güç onu değiştirmemeli, niyeti ve konuşması bir ve uyumlu olmalı ki davranışları kusursuz, inancı tartışmasız, iddiaları çürütülemez olsun.’
  10. ‘İnsanlar için en yararlı olan şey, sahip olduklarımızla yetinerek Tanrı’nın iradesini yerine getirmek ve O’nun rızasını kazanmaktır. İnsanlara en çok zarar veren şey ise şiddet ve öfkedir.’
  11. ‘Hermes’in şöyle yazdığı rivayet edilir: ‘Sapkınlığın ve helak olmanın ana nedeni, bir insanın yeryüzünde iyi olan her şeyi Tanrı’nın armağanlarına ve lütuflarına bağlaması ve dünyadaki kötü ve bozulmuş şeyleri şeytanın çabalarına ve hilelerine bağlamamasıdır. Kardeşine karşı yalan uyduran kişi, bunun sonucunda ortaya çıkan cezadan kaçamaz; (Kudret ve Yücelik Kendisine ait olan) Allah’a iftira atan biri, iyiliğin kaynağı olduğu halde O’nu hastalıkların sebebi yaparak nasıl kaçabilir?’
  12. ‘İyilik ve kötülük, onları kabul etmek zorunda olanlara mutlaka gelir. Fakat mutluluk ya da talihsizlik, kimin tarafından (iyilik ve kötülük) kime ulaşması gerekiyorsa ona ulaşır.’
  13. ‘Hiçbir şeyin bozamayacağı sonsuz kardeşlik iki türlüdür: Bir tarafta, kişinin kendi ruhuna aşk duyması ve aynı şekilde Tanrı’ya dönüş sevgisine sahip olması ve söz konusu ruhunu gerçek bilgi ve iyi eylemler yoluyla arındırması. Diğer tarafta ise, kişinin Hakk’ın dinindeki kardeşine duyduğu sevgidir, çünkü bu kişi bu dünyada bedeniyle, ama mahşerde ruhuyla bizimle birlikte yürür.’
  14. ‘Öfke vahşetin şeytanı ve sefaletin açgözlülüğüdür. Her ikisi de her kötü eylemin kaynağıdır, her bedeni bozar, her ruhu yolundan saptırır.’
  15. ‘Kişinin doğası dışında her şeyi değiştirebiliriz; kişinin hatalı karakteri dışında her şeyi ıslah edebiliriz; Tanrı’nın ilahi hükmü dışında her şeyi geri püskürtebiliriz.’
  16. ‘Beden için açlık ve susuzluk neyse, ruh için de cehalet ve aptallık odur. Biri bedende diğeri ruhtaki boşluklardır.’
  17. ‘Cennet ve yeryüzü sakinleri için en övülen şey, toplum içinde adalet, bilgelik ve hukuku ifade eden doğru bir dildir.’
  18. ‘En tutarsız kanıta sahip olan kişi, kanıtının tutarsızlığıyla kendi aleyhine tanıklık eden kişidir.’
  19. ‘Dini barış, merhamet, şiddetsizlik olanın dini Tanrı’nın dinidir ve düşmanı onun kanıtının zaferine tanıklık eder. Ama dini yıkım ve şiddet olanın dini şeytanın dinidir ve kanıtlarının tutarsızlığıyla kendisi aleyhine şahitlik eder.’
  20. ‘Krallar üç şey dışında her şeye katlanırlar: Saltanatlarının karalanmasına, sırlarının ifşa edilmesine ve eşlerinin onuruna saldırılmasına.’
  21. ‘Ey insan, ne açken itaat eden çocuk gibi ne doyduğunda şımaran köle gibi, ne de güce ulaştığında zalimleşen dilsiz gibi olma.’
  22. ‘Dostunuza olduğu gibi düşmanınıza da yalnızca iyi öğütler verin. Dost, kendisinden bekleneni yerine getirecektir; düşman ise, ona doğru tavsiyelerde bulunduğunuzu anlar anlamaz, size saygı ve kıskançlık duyacaktır ve eğer karakterli bir insansa, utanç duyup size yaklaşmak için can atacaktır.’
  23. ‘Denemelerde müsrif olmak, cömert bir doğanın işaretidir. Şiddete doğrulukla karşı koymak, değerli bir doğanın işaretidir. Öfke karşısında affedici olmak asil bir doğanın işaretidir.’
  24. ‘İnsanların kendisine sevgi gösterisinde bulunmasından, kendisine yardım etmesinden ve kendisinden olumlu bir şekilde bahsetmesinden hoşnut olan bir kimseden, onlara karşı da aynı şekilde davranması beklenir.’
  25. ‘Üç şeye sahip olmayan hiç kimse iyiliğe ve bilgeliğe ulaşamaz ve nefsini kötülüklerden kurtaramaz. Bu üç şey vezir, müttefik ve dosttur. Veziri onun aklıdır, müttefiki onun iffetidir; dostu onun hayırsever eylemidir.’
  26. ‘Herkes bir karış toprağın bedelini ödemesi gerekir. Eğer o bir karışa kol kanat gererse, bütün işleri kurtulmuş olur. Ama bu ölçüyü kaybederse her şeyini kaybeder, çünkü bu ölçü onun ruhudur.’
  27. ‘İffeti tertemiz olmayan, aklının mükemmelliğinden dolayı övülmez; aklı istikrara kavuşmamış olan kişi, ilminin mükemmelliği nedeniyle övülmez.’
  28. ‘Akıllı insanın esas eylemi üç şeydir: düşmanı dosta dönüştürmek, cahilleri bilge bir olmaları için eğitmek ve çapkınlara dindar bir yaşamı benimsemeleri konusunda rehberlik etmek.’
  29. ‘İyi insan, iyiliği herkese hediye eden ve herkesin iyiliğini kendi iyiliği gibi gören insandır.’
  30. ‘Cehaletin düşmanı olmayan hiçbir şeye bilge denemez, karanlığı bastırmayan ışığa aydınlık denemez, pis kokuyu kovmayan kokuya parfüm denemez, yalana karşı çıkmayan gerçeğe doğruluk denemez, kötülüğe karşı çıkmayan iyiliğe iyilik denemez.’
Al Shahrastani: Yüce Hermes ve Sözleri

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site reCAPTCHA ve Google tarafından korunmaktadır Gizlilik Politikası ve Kullanım Şartları uygula.

The reCAPTCHA verification period has expired. Please reload the page.

TÜM HAKLAR SAKLIDIR VIA HYGEIA 2022