Via Tecta (Kutsal Yol)

Kitap “Rhythms of Change” (Değişimin Ritimleri) – Elementler

Eğitimlerimizin ve paylaşımlarımızın amacı ‘dikey’ ve ‘yatay’ arasında bağlantı kurmak. Bu ne demek?

İnsanlık tarihini incelediğimizde ‘insanın doğadan kopma süreci’nin adım adım nasıl gerçekleştiğini (gerçekleştirildiğini) çok net bir şekilde görebiliyoruz. Avcılık-toplayıcılık (göçebe) döneminden yerleşik hayata geçmemizle birlikte birçok şeyin değiştiğini söylesek yanlış olmaz herhalde. Mülkiyet sorunsalı gündeme gelmeye başladı (sahip olmak, ‘ol’maktan daha önemli hale geldi), diğer varlıklarla birlikte içinde ikamet ettiğimiz doğadan sıyrıldık ve kendimizce hiyerarşik bir düzen kurarak ona hükmetmeye çalıştık. Artık ‘doğa’ ve ‘insan’ iki ayrı kavramlardı.

Doğa bize evrenin işleyişini gözler önüne seren yegane kaynaktır. Onu gözlemleyerek, anlamaya çalışarak evrenin ve evrenin mikro boyutundaki modeli olan bizlere yönelik birçok çıkarım elde edebiliriz. Hermetik ilkelerden bir tanesi olan “Yukarısı nasılsa aşağısı odur” söylemini hatırlayalım ve bu noktada yukarısı ile olan (dikey) ilişkimizle aşağısını oluşturan ögelerle olan (yatay) ilişkimizin arasındaki bağlantıları irdeleyen birkaç somut örnek paylaşalım: astroloji, Paracelsus’un Signatur (benzerlik, işaret) Öğretisi ve onun izinden giden hekimlerin uyguladığı tedaviler, kutsal geometri, vb.

Özetle diyebiliriz ki ‘dikey’ (ruhsal alem, görünenin ötesi) ile ‘yatay’ (ruhsal olanın madde dünyasındaki görünür izdüşümü) dünyalarla olan ilişkimizi canlı tutarak (dua, meditasyon, tefekkür, eylem ve deneyim aracılığıyla) kendimize morfik (herşeyi bilen) bir alan açarız. O alana girdiğimizde sezgilerimiz kuvvetlenir, her anlamda şifalanırız, çünkü bu noktada ‘-mış’ gibi yapmaktan çıkar ‘olma’ haline gireriz.

Esas konumuza – “Rhythms of Change” kitabına – geri dönecek olursak: Elementlerden (Batı Felsefesi’ne göre ateş, su, hava, toprak; Doğu Felsefesi’nde göre toprak, ağaç, ateş, metal ve su) bahsederken genellikle doğada var olanlara atıfta bulunuruz. Bu da insanın doğadan kopma sürecinin önemli bir göstergesidir. Halbuki bu elementler içimizde de mevcuttur (çünkü biz evrenin mikro boyutundaki modeliyiz). Doğadaki elementleri gözlemleyerek içimizdeki elementlerle ilgili çıkarımlarda bulunabiliriz (buna analoji veya benzeşim derler, bir tür akıl yürütmedir). İnsan yapısındaki element dağılımı mizacımızı oluşturur (örneğin ateş elementi baskın olan bir kişi öfkeli olmaya daha meyillidir). Bu bilgiler ışığında doğru davranışlarda bulunarak (element yapısına göre spor, müzik, beslenme, koku vb) içimizdeki elementleri dengeleyebiliriz, bu da nihayetinde eylemlerimize yansır.

Hygeia olarak elementler konusunu elzem buluyor ve kalıplaşmadan (mutlak ve katı bir görüş sunmadan) bildiklerimizi paylaşıyoruz. Neden kalıplaşmadan? Elementlerin 4 mü, 5 mi olduğu kesintisiz bir tartışmanın yakıtı olabilir, ancak amaç bunu tartışmak yerine deneyimlemek. Hangisi sizin dünya anlayışınıza daha yakın? Hangisi size iyi geliyor? Sonuç olarak hepsi doğanın bir yansımasıdır. Mary Saunders kitabında Doğu Felsefesi’nin 5 elementinden yola çıkarak bu elementlerin insan bedeniyle olan analojiyi (benzeşimi) gözler önüne seriyor. Hygeia olarak mevsim döngülerine olarak özetlediğimiz bu değerli bilgileri instagramda paylaşıyor, devamında da paylaşımları pdf dosyası haline getirip burada konumlandırıyoruz. Gerçeği araştıran o güzel kalbinizin bu bilgileri deneyimlemesi dileğiyle. Sevgiler.


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site reCAPTCHA ve Google tarafından korunmaktadır Gizlilik Politikası ve Kullanım Şartları uygula.

TÜM HAKLAR SAKLIDIR VIA HYGEIA 2022