Asklepion Şifa Merkezi (Bergama)

Dünyada arkeologlar tarafından 320 Asklepion Şifa Merkezi tanımlanmış olup başlıca şifa merkezi Antik Yunanistan’da küçük bir şehir olan Epidauros’taydı. Diğer iki önemli ve ün yapmış şifa merkezi ise Yunanistan’ın Kos adasında ve Türkiye’nin batı kıyısında, İzmir’in Bergama ilçesindeydi.

MÖ 4.yüzyılda kurulduğu düşünülen ve MS 2.yüzyılda ünlenen Bergama’daki Asklepion, Roma İmparatoru ve en önemli Stoacı filozoflardan biri olarak kabul edilen Marcus Aurelius’un saray doktoru olan Galen’in mesleğine başladığı yer olarak da bilinmektedir. Antik Roma döneminin en önemli hekimlerinden olup aynı zamanda bir bilim insanı ve filozof, yani hezarfen (bkz. https://via-hygeia.art/blog/butunluge-ovgu-veya-hezarfenler-nereye-gitti/?lang=tr) olan Galen başta olmak üzere Bergamalı birçok ünlü doktor hastalarını Asklepion arketipine adanmış bu sağlık merkezinde tedavi etmekteydi.

Mimari Yapısı

Bizler için en ilgi çekici noktalarından biri Asklepion Şifa Merkezi’nin eski adıyla Pergamon şehriyle bağlantı içinde olmasıydı. Söz konusu bağlantı, ‘Via Tecta’ (Kutsal Yol) olarak adlandırılan, üzeri tonozla örtülü olduğundan hastaları olumsuz hava koşullarından koruyan bir yol ile sağlanmaktaydı. Sanki madde dünyasını temsil eden Pergamon ve ruhsal alemi sembolize eden Asklepion Şifa Merkezi bu yaklaşık 1 km uzunluğunda olan yol sayesinde birleşiyordu.

Hastalar ‘Via Tecta’ya ayak basmadan önce halk arasında ‘Viran Kapısı’ olarak adlandırılan büyük kemerli bir kapıda rahip hekimlerce (Asklepiades) muayene edilir, ölümcül bir hastalığı veya hamile olanlar içeriye kabul edilmezdi. Bir rivayete göre Viran Kapısı’nın üzerinde “Bütün Tanrıların Kutsiyeti için Asklepieion’a Ölüm Girmesi Yasaktır” yazısı yer almaktaydı. Kanımızca bu sözlerle mitolojide ölümü ve yer altı dünyasını temsil eden arketip Hades’in kutsal alana davet edilmediği ifade ediliyordu. ‘Via Tecta’nın son bölümü Roma İmparatoru Hadrianus zamanında sütunlu yol şeklinde düzenlenmiş olup yolun her iki tarafında adak eşyası satan dükkanlar yer almaktaydı. ‘Via Tecta’ (Kutsal Yol) anıtsal bir girişte, Propylon’da son buluyordu.

 


Görsel: 1-Kutsal Yol, 2-Kütüphane, 3-Giriş Kapısı, 4-Asklepion Tapınağı, 5-Dairevi Yapı, Tedavi Merkezi, 6-Tiyatro, 7-Yer Altı Geçidi (Tünel), 8 ve 9-Kutsal Su Kaynakları, 10-Kuzey Galerisi, 11-Tuvaletler, 12-Büyük Salon, 13-Kare Oda (Ziyafet Salonu), 14-Batı Galerisinin Ana Kapısı, 15-Güney Galerisi, 16-Kutsal Uyku Odaları


 

Varılan Asklepion kutsal alanının büyük avlusu kuzey, güney ve batı olmak üzere üç yönden galeriler ile çevrelenmekteydi. Alanın zemini topraktı. Hastaların burada yalın ayakla gezdirilmesi tedavi yöntemlerinden biriydi (bkz. https://via-hygeia.art/blog/sensor-olarak-ayaklar/?lang=tr).

Kuzey galerisini kuzey batı ucunda yarım daire formunda 3.500 kişilik bir tiyatro yer alırdı. Helenistik ve Roma dönemlerinde burada şifa yolculuğunu desteklemek amacıyla katarsis yaşatılıyor, kahkaha teşvik ediliyordu.

Kuzey galerisinin doğusunda yer alan kare yapı, imparator salonu idi ve aynı zamanda hekimler ve hastalar tarafından kütüphane olarak kullanılıyordu.

Batı galerisi, MÖ 2.yüzyılda Asklepion kutsal alanının batıya doğru genişletilmesi sırasında inşa edilmiştir. Batı galerisinin güney ucunda  yer alan salonun “Ziyafet Salonu” olduğu tahmin edilmektedir.

Kutsal alan olarak adlandırılan yer ile tedavilerin yapıldığı dairevi yapıyı bağlayan, yetmiş metre uzunluğundaki yer altı tüneli yapısı ve kullanımı açısından dikkat çekmektedir. Tünelin tavanında, güneş ışığının içeri girmesini sağlayan düzenli aralıklarla açılan delikler bulunmaktadır. Bununla birlikte akan su seslerinin ve hekimlerin telkinlerinin de duyulabildiği tünel sadece bir geçit olarak değil, aynı zamanda bir tedavi alanı olarak da kullanılmaktaydı. Tünelde sesleriyle hastalara ulaşan hekimler, telkinlerini uyku sırasında da sürdürürlerdi. Bunun sonucunda ortaya çıkan rüyaların tedavi edici etkisi olduğuna inanırlardı.

Süreç

Şifa Merkezi’nin kapısından girer girmez hastaların tedavileri başlamaktaydı. Önce muayene olur, sonra dinlendirilir, devamında kutsal su ile yıkanıp özel bir beyaz giysi giydirilerek tedaviye hazırlanırlardı. Asklepion’a her sınıftan halk ve her tür hasta gelmekteydi. Buraya gelip de tedavisi mümkün olmayan hastalar Viran Kapısı’ndan geçirilmiyordu. Tedavi gören hastanın durumunun kötüleşmesi durumunda ise hasta Asklepion’dan uzaklaştırılırdı.

Tedavi Yöntemleri

  • Psikoterapi (Telkinle tedavi)
  • Fizyoterapi (Fizik tedavi)
  • Helioterapi (Güneşle tedavi)
  • Teatroterapi (Tiyatroyla tedavi)
  • Musicoterapi (Müzikle tedavi)
  • Terroterapi (Çamurla tedavi)
  • Hidroterapi (Suyla tedavi)
  • Klimoterapi (Soğuk-sıcakla tedavi)
  • Jimnoterapi (Sporla tedavi)
  • Biblioterapi (Okumayla tedavi)
  • Farmoterapi (İlaçla tedavi)
  • Teoterapi (İnançla tedavi)
  • Kaproterapi (Boşaltımla tedavi)
  • Antidoterapi (Panzehirle tedavi)

 

Yazan: HYGEIA


Kaynaklar:
“The Practice Of Dream Healing”, Edward Tick, PhD / “Healing Dream and Ritual”, C.A. Meier / “Bergama Asklepion”, İzmir Bergama Müze Müdürlüğü web sayfası / “Antik Çağdaki İlk Tedavi Merkezi: Asklepion”, “ The First Treatment Center Of The Ancient Era: Asklepion”, Neşe KARS, Nursel BOLAT, Esennur SİRER, Ayşegül AKAYDIN / “Bergama Uygarlık Tarihi Bakırçay Üçlemesi”, Bergama Ticaret Odası Kültür Yayınları
TÜM HAKLAR SAKLIDIR VIA HYGEIA 2022